ASGARİ ÜCRET TESBİT KOMİSYONU
Diyanetin fakir İçin Belirlediği İki Öğün yemeğin altına İnmemelidir.
VE HER YIL YAPILAN, ASGARİ ÜCRET TARTIŞMALARI, İŞÇİNİN, ÇALIŞANIN HATTA MEMURUN MORALİNİ PSİKOLOJİSİNİ BOZAN, HER YIL GEREKSİZ BİR TARTIŞMA, ŞOVDUR.
Bu şov ve gereksiz tartışmalara, gereksiz görüşmelere bir sosyal devletin ihtiyacı yoktur. Bu asgari ücret komisyonu T. C. Devletinde görev yapıyor, Diyanette bu ülkenin bir kurumudur. Onun verdiği kararlarda tarafsız, milletin de güvenebileceği kararlar olmalıdır. Her şey ortada açık nettir.
Mademki, %90 ve üzeri bir Müslüman bir ülkede yaşıyoruz.
Mademki fakir için Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, fakirler için bir günlük iki öğün yemek olarak bir kişiye verilecek asgari miktarın 2020-2021 Ramazan ayına kadar ki rakamın 27 TL olduğunu açıklamıştır.
Devletin yöneticileri de diyanetin bu belirlediği rakama itiraz etmiyor, insanlarımızın da bir yıl boyunca oruç tutacağı hesabı ile iki öğün yemek 27 TL ise;
30 Gün x 27 = 810 TL
4 Kişilik bir aile için; 4 Kişi X 810 = 3 240 TL.
Bu sadece insanların karınlarını doyurması için ülkemizin resmi Din İşleri Yüksek kurulunun tespit ettiği rakamdır. Yani bunun içinde, giyim yok, barınma yok, ulaşım yok, elektrik, yol su yok, sağlık sigorta yok.
Şimdi ATORSEN olarak biz ya diyanetin dediği asgari bir kişinin iki öğün yemek parası olan 27 TL nin, 4 kişilik bir ailenin ölmeyecek kadar yaşaması için gerekli miktar olan 3 240 TL nin her yıl belirlenen artışla alt limit olarak görülmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunun altında bir rakamın Devletimizin Diyanet işlerinin verdiği rakama inanmadığı anlamına geleceğini düşünüyoruz. Devletin kurumlarının belirlediği rakamlar bir birini doğrulamalı, hele diyanetin rakamları esas kabul edilmelidir.
İşte Diyanet İşlerinin Kendi sayfasında Fıtre Miktar açıklaması;
“Fıtır sadakası, kişinin bakmakla yükümlü olmadığı yoksul müslümanlara verilir……..
Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır (Nevevî, el-Mecmû’, VI, 103-105). Vacip oluşu, sünnetle sabittir (Buhârî, Zekât, 70-78; Müslim, Zekât, 12-16; Ebû Dâvûd, Zekât, 18; İbn Mâce, Zekât, 21).
Kişi, kendisinin ve küçük çocuklarının fitrelerini vermekle yükümlüdür. Hz. Peygamber, köle-hür, büyük-küçük, kadın-erkek her müslümana fitrenin gerektiğini ifade etmiştir (Ebû Dâvûd, Zekât, 20).
Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak, bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir.
Şâfiî mezhebinde ise; fitreyi, meşru bir mazeret bulunmadıkça bayramın birinci gününün gün batımından sonraya bırakmak haramdır. Fitreyi Ramazan’ın ilk günlerinde vermek de caizdir (Nevevî, el-Mecmû’, VI, 128).
Fitrenin hedefi, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması, böylece bayram sevincine iştirak etmesine katkıda bulunmaktır.
Günümüzde fıtır sadakası miktarının belirlenmesinde, kişinin bir günlük (iki öğün) normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması daha uygundur. Kişi dinen zengin sayılanlara, usûlüne (anne, baba, dedeler ve nineler), fürûuna (çocuk ve torunlar) ve eşine fıtır sadakası veremez. Fitreler bir fakire verilebileceği gibi, birkaç fakire de dağıtılabilir. (Merğînânî, el-Hidâye, II, 224). Ancak bir kişiye verilen miktar bir fitreden az olmamalıdır.”
Ya adam gibi gerçek rakamlarla asgari ücret belirlenmeli, ya da sadece fakir Müslümanlar için iki öğün yemek için belirlenen FITRE alt sınır olarak kabul edilmelidir. Her yıl bir ay gereksiz milletin aklı ile dalga geçilmemelidir.
Ali BAL
ATORSEN GENEL BAŞKANI







