
İŞÇİ SENDİKALARINDA SON DURUM
Türkiye,
OECD üyesi ülkeler içinde en düşük sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi
kapsamına sahip ülkelerden biri. OECD verilerine göre Türkiye’de 2017 yılı için
sendikalaşma oranı yüzde 8,6. 2016 yılı toplu iş sözleşmesi kapsamı ise yüzde
7. Türkiye bu oranlarla OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer alıyor.
Son yıllarda
hükümetin ekonomi yönetimi açısından yaygın kullanılan bir araç haline gelen
grev yasakları da grev eğiliminin azalmasında önemli bir rol oynuyor. Erdoğan
ve AKP hükümetleri, 7’si OHAL döneminde olmak üzere toplam 16 grevi yasakladı.
Grev yasaklarının büyük bölümü ‘milli güvenlik’ bahanesiyle hayata geçirildi.
2003 yılından bu yana grev yasağına maruz kalan işçi sayısı ise 193 bin.
2013 ile
2019 arasında sendikalaşmada yaşanan nicel artışa rağmen, işçilerin yüzde 90’a
yakını sendikasız olarak çalışıyordu. Kayıt dışı çalışan işçiler dahil toplam
16 milyon 254 bin işçinin sadece 1 milyon 859 bini sendika üyesi. Fiili
sendikalaşma oranı yüzde 11,4. Toplam işçilerin yüzde 90’ına karşılık gelen 14
milyon 395 bin işçi ise herhangi bir sendikaya üye değil. Fiili sendikalaşma
oranı kayıtdışı işçiler de katılarak DİSK-AR tarafından hesaplanan sendikalaşma
oranını ifade ediyor. Kamu görevlileri hariç tüm işçilerin sendikalaşma oranını
gösteriyor.
2018’de en
fazla iş cinayetlerinin yaşandığı ikinci işkolu olan inşaatta sendikasızlık ise
devam ediyor. Resmi sendikalaşma oranı yüzde 13,9 iken, inşaat işkolunda
sendikalaşma oranı sadece yüzde 4,4 ve sendikalı işçi sayısı 54 bin 921.
Bunların önemli bir bölümü ise kamu sektöründe çalışıyor.
Üye sayısı
en çok artan 10 sendika sırasıyla Hizmet-İş, Türk Metal, Genel-İş, Öz Büro-İş,
Belediye-İş, Öz Finans-İş, Güvenlik-İş, Koop-İş, Öz Güven-Sen ve Öz Sağlık-İş
sendikalarıdır. Üye sayısı en çok artan 10 sendika içinde 5 Hak-İş üyesi
sendika, 4 Türk-İş üyesi sendika ve 1 DİSK üyesi sendika yer almaktadır.
Sendika
yasası malesef uygulanmıyor, sermaye iktidardan aldığı güçle sendikalaşan
işçileri kitlesel olarak işten atıyor, yasaların yaptırımı yok.
Sendikaların,
sendikacıların önemli bir bölümü bürokratik bir anlayışa sahip. Sendikal
bürokrasi iktidar ve sermayeyle kol kola. Mücadeleyi büyütmek, işçilerin yeni
haklar kazanmasını sağlamak, saldırılara karşı ortak tutum almak yerine iktidar
ve sermayeyle uzlaşma peşindeler. Özelleştirmeler alkışlanıyor, saldırı
yasalarına göz yumdular, İktidarları
koruyan bir anlayış sergilediler. Mücadelenin gereklerini yerine getirmediler.
İşçilerde sendikalara güvensizlik oluştu. İş cinayetleri karşısında bile ortak
tutum alamadılar. Bu anlayış dışında olan sendikalar, sendikacılarda ise, küçük
olsun benim olsun anlayışı hâkim oldu. Yardımlaşma, dayanışma ve ortak
örgütlenme gündeme gelmedi bile.
Sendikalarda
gerek örgütlü kadın işçi sayısı gerekse kadınların sendikalardaki yönetim
temsili de oldukça düşük düzeylerde. Bu durumun bir sebebi sendikalardaki erkek
egemen yapı iken; kadınların sektördeki düşük istihdam düzeyi de bir diğer
önemli neden. Sendikalardaki erkek egemenliği ve hakimiyet ile kadınların
eşleri ve ailelerinin bu konudaki itirazları kadınların hem sendikalaşmasını
hem de örgütlü olan kadının sendikal faaliyetlere katılımı engellenmektedir.
Türkiye’de
işçilerin yüzde 98,4’ü üç büyük işçi konfederasyonuna üye. 1 milyon 859 bin
sendika üyesinin 1 milyon 831 bini DİSK, Türk-İş ve Hak-İş üyesi. Ocak 2013 ile
Ocak 2019 arasında işçi sendikalarının üye sayısında yaşanan artış da ciddi
dengesizlik gösteriyor. 2013-2019 arası Türk-İş üye sayısını yüzde 38 oranında
artırırken, DİSK’in üye sayısındaki artış yüzde 71 oldu. Ancak olağan dışı ve
“mucizevi” artış Hak-İş üyeliklerinde yaşandı. Hak-İş, 2013-2019 arasında üye
sayısını yüzde 311 oranında artırdı.
2013 ve 2019
arasındaki yeni sendika üyeliğinde yaşanan 857 bin kişilik artışın
konfederasyonlar arasındaki dağılımı da dengesizliği gösteriyor. Bu dengesizlik
toplamda oluşan farkın da önemli nedenlerinden.
Sendikaların
işverenlerden ve devlet otoritesinden bağımsız olması, bir sendikanın sendika
olabilmesi için olmazsa olmaz bir koşuludur. Diğer bir koşulu ise eşit dağılım
olmasına rağmen, sendikalaşma oranları illere göre de büyük farklılıklar
gösteriyor. İllere göre sendikalaşma oranları yüzde 5,7 ile yüzde 26,2 arasında
değişmekte. Sendikalaşmanın en düşük olduğu 10 il sırasıyla Antalya, Denizli,
Yalova, Muğla, Mardin, Gaziantep, İstanbul, Ordu, Şırnak ve Uşak.
İstanbul
yüzde 8,7 sendikalaşma oranı ile 81 il içinde 75. sıradadır. DİSK-AR’a göre
İstanbul’un sanayisizleşmesine paralel olarak sendikalaşma oranı da düşüyor.
Denizli, Antalya, Yalova ve Gaziantep gibi gerek imalat sanayi gerekse hizmet
sektörünün yoğun olduğu illerde de sendikalaşma oranı oldukça düşük olmakla
birlikte zaten sendikal faaliyetlerde etkisiz ve niteliksizdir.
Ali BAL -Genel Başkan/ ATORSEN






